Hamile bir anne yada yeni bebek sahibi olan bir aile için en büyük isteğimiz bebeğimizi sağlıkla dünyaya getirmek ve sağlıklı bir süreç geçirmelerini sağlamaktır.

Son yıllarda özellikle büyük şehirlerde artan hava kirliliği ile birlikte alerjik astım hastalarının da sayısı oldukça arttı.

7 Mayıs Dünya Astım Günü dolayısı ile geçtiğimiz salı günü Communication Partner organizasyonu ile GSK Türkiye katkıları ile The Stay Boshphorusta Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prf. Dr. Arzu Yorgancıoğlu  Astım hastalığına dikkatleri çekti.

 

Çok verimli bir toplantı oldu diyebilirim.Özellikle ben alerjik 2 çocuk sahibi olduğum ve eşimin de alerjisi olduğu için bu konuda çok zorlanan biri olarak çok fazla soru sordum. Aslında ben Astım hastalığını alerjiden çok ayrı tutardım ama Prf. Dr. Arzu Yorgancıoğlu alerji ile astımın çok yakın olduğunu özellikle öksürük, nefes darlığı, sık solunum yolu enfeksiyonu geçirmenin astım ile anılması gerektiğini iletti.

Eğer çocuklarınız sık solunum yolu enfeksiyonu geçiriyorsa, hastalık sonrası aylar süren öksürükler devam ediyorsa, kedi köpek tüyüne karşı alerjisi var ise yada belirli gıda alerjileri var ise mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini iletti.

Ülkemizde Astım hastalığının kolay kabul edilmediğini ve tedavinin de aksatıldığını ileten Yorgancıoğlu astım bir tansiyon yada şeker hastalığı gibi düşünülmeli ve mutlaka ilaçları kullanılmalı dedi.

Özellikle astım yada alerji sorunu olanların sigara dumanına maruz kalmamaları gerektiğini belirtti.

Obezitenin astımı tetiklediğini belirten Yorgancıoğlu egzersiz yapmaktan çekinilmemesi gerektiğini de ekledi.

Çocuklarımızın koşmasının oynamasının hiçbir zararının olmadığını iletti.

Ayrıca astım hastası olup hamile kalan anne adaylarının ilaç kullanımlarına devam etmeleri gerektiğini ve ilaç kullanılmadığı taktirde daha büyük sorunlar yaşanabileceğini ileti. Eğer anne adayının astımı var ise ve eşinin de var ise bebeği mutlaka gözlemlemek gerekiyor. Anne yada babanın tek taraflı astım olması da aslında yeterli bir genetik geçiş sağlıyor. Bizim aile güzel bir örnek bu noktada.

Bir basın mensubunun sorusu üzerine kortizon içeren bu ilaçlar bebeğin gelişimini etkilemeyeceğini en yüksek doz kullanımında bile sadece 1,5 cm kadar farkedeceğini sözlerine ekledi.

 

Ben son olarak Prf. Dr. Arzu Yorgancıoğlu‘na peki hiç tedavi olmazsak ve hastalığımızı tetikleyecek koşul ve ortamlardan uzak durmazsak son noktada ne yaşarız diye sordum.

Atak dışında iyi geçirdiğimiz zamanların yavaş yavaş azalacağını ve koah ile karşı karşıya kalabileceğimizi iletti.

 

Toparlamak gerekir ise ;

Astım hastaları mutlaka ilaçlarını kullanmalı,

Sigara dumanı, toz, polen gibi etkenlerden uzak durmalı,

Kilolarına dikkat etmeli,

Egzersiz yapmalı…

Herkese sağlıklı ve keyifli bir ömür diliyorum…